Psikoterapi Desteği

Psikoterapilerin şizofreni tedavisinde sosyal ve nörobilişsel işlevler açısından olumlu etkileri vardır.

Şizofreni tedavisinde psikoterapinin uygun ilaç tedavisi ile birlikte kullanılması tedavi yüzdesini arttırmaktadır. Psikiyatrist ile hasta arasındaki güven ortamı, özellikle şizofreni tedavisinde psikoterapi uygulamasını doğrudan etkilemektedir.

Şizofreni tedavisinde içgörü yönelimli ve destekleyici psikoterapi olmak üzere iki türlü bireysel psikoterapi uygulanır. Şizofrenide psikoterapist hasta ilişkisi, psikotik olmayan vakalara göre farklı özellikler gösterir. Bir şizofren ile ilişki kurmak oldukça zordur. Yakınlığa ve güvenmeye ihtiyatlı yaklaşan şizofreni hastaları, birisi yakın ilişki kurmak istediğinde şüphelenirler, geri çekilme gösterirler ve anksiyete yaşarlar. Terapist hastayı çok iyi sezinlemeli, onun uzaklığını, kuşkularını, korkularını, titizlikle izleyip sabır ve içtenlik göstermelidir. Aceleci bir yaklaşım veya aşırı bir samimiyet hasta tarafından istismar girişimi, rüşvet, yaşam alanına müdahale gibi algılanabilir.

İç görü yönelimli psikoterapi ile şizofreni tedavisinde hastanın uygunsuz kişilerarası ilişkileri yeniden biçimlendirilir. Geçmiş ve bugünkü ilişkileri gözden geçirilen hastaya maladaptif davranışları gösterilmeye çalışılır. Burada terapistten hastaya olan aktarım (transferans) terapötik etkiyi sağlar. Geçmişten bugüne aktarılan maladaptif kişilerarası ilişkiler psikoterapi sürecinde işlenir.

Destekleyici psikoterapilerde hastanın şikayetlerini, duygularını anlayarak, bunların gerçeklikle uyum sağlaması hedeflenir. Hasta ile işbirliğinin sağlanması, hastalık belirtileri ile mücadele edilmesi, gerçeği değerlendirmeyi sağlama, ilaç uyumu ve düzenli kullanımın sağlanması, benlik savunmalarının güçlendirilerek işlevsel savunmaların kullanılmasının sağlanması, günlük sorunların çözümü, hastanın hastalığıyla ilgili bilgilendirilmesi, hastaya aile desteğinin sağlanması gibi konular tedaviye yardımcı olacaktır.

Grup psikoterapileri de şizofreni tedavisinde etkin yöntemlerdir. Gerçek yaşam, sorunlar ve ilişkiler üzerine odaklanılır. Mesajlar sadece terapist tarafından değil, grup üyelerince de verildiğinden daha gerçekçi algılanmakta, bundan dolayı da bireysel psikoterapiye göre bazen daha etkili olmaktadır. Bağlılık duygusunun artmasında, gerçeği değerlendirme yetisinin kazanılmasında ve sosyal yalıtımın azalmasında grup terapilerinin büyük faydası olmaktadır. Grup terapilerinin yeniden hastaneye yatış oranlarını büyük ölçüde düşürdüğü görülmüştür.

Sosyal beceri eğitimi de şizofreni tedavisinde önemli yer tutar. Sosyal beceri eğitimi bir çeşit davranışçı terapidir. Hastalıkla ve yaşamsal zorluklarla baş etme yöntemlerini öğrenip, bunu bir beceri haline getirmeyi hedefler. Kişinin işlevselliği becerileriyle doğru orantılıdır. Ruhsal ve toplumsal beceriler bazı bireylerde hastalık sürecinde kaybedilirken, bazılarında zaten hiç gelişmemiştir. Model alma, rol oynama ve sosyal pekiştirmenin kullanıldığı teknikler sosyal beceri eğitiminde kullanılır. Hastaların başkaları ile ilişkilerini düzenleme, ilaç tedavisine uyumu sağlama, hastalığın uyarıcı belirtilerini tanıma terapinin amaçlarındandır.

Şizofreni tedavisinde aile terapisi de şarttır. Aile bireyleri hastalık hakkında bilgisizlik ve hastalığı inkardan dolayı hastayı günlük aktivitelerine dönme konusunda aceleci davranabilirler, onun davranışlarını yorumlama hataları yapabilirler. Hastayı ve hastalığı anlama konusunda aile bireyleri çok iyi bilgilendirilmelidir. Ailede geleceğe dönük umut ve gerçekçi beklentiler oluşturulmalıdır. Şizofrenide aile terapisinde stresi azaltma, baş etme becerilerini kazandırma, sosyal ilişkileri geliştirme, duygusal yoğunluğu kontrol etme üzerinde çalışılır. Aile terapisi özellikle nükslerin önlenmesinde etkili olmaktadır.

Şizofreni tedavisinde bilişsel davranışçı terapi uygulamaları ise, hastanın kendine yönelttiği etiketlemeyi ortadan kaldırmayı, hastalıkla bağlantılı öznel sıkıntının yok edilmesini, halüsinasyon ve hezeyanlarla baş etmeyi, şizofreniye eşlik eden anksiyete ve depresyonu gidermeyi hedefler. Psikoterapi sürecinde bellek, dikkat ve kavramsal düşünme gibi bilgi işleme yetileri düzeltilmeye çalışılır. Amaç temel düşünce süreçlerinin içeriğini değiştirmektir. Bu sağlandığında sanrısal düşüncelerin nasıl değiştirileceği, halüsinasyonlarla nasıl baş edileceği öğrenilecektir. Bilişsel davranışçı terapiler şizofreninin negatif belirtileri üzerinde de olumlu etkiler yapmaktadır.

Uğraşı terapilerinde de uygun iş yerleri, yarım veya tam günlük iş programları veya el sanatları benzeri aktivitelerle oyalanma sağlamak ve eski becerilerini tekrar kazandırmak hedeflenir. Burada psikiyatrist ve psikologlar kadar sosyal çalışmacı, hemşire, uğraşı terapisti gibi tüm meslek profesyonellerinin aktif rol alması gerekmektedir. Yakın zamanlarda ülkemizde de yapılmaya çalışılan, toplum içinde tedavi yöntemi giderek yaygınlaşmakta, medikal tedavinin yanı sıra rehabilitasyon ve psikososyal desteğe özel önem verilmektedir.

Karanfil Bakım Merkezi olarak şizofreni tedavisinde, medikal tedavinin yanında psikoterapi uygulamalarıyla nüksleri önlemeyi ve pekiştirmeyi amaçlarken çeşitli uğraşı terapileri, dışa vurumcu sanat terapileri ile toplum içinde tedaviye özel önem veriyoruz.